KEYFİYATA DEVAM MI?

Farklı olaylara farklı tepkiler vermekle öne çıkmış bir milletiz. Milli konularda ülke, bayrak ve mukaddesat konularında anında organize olan ve öfkesini en üst seviyeden gösteren bir yapıya sahibiz.

Terör saldırılarında, Bosna-Hersek, Arakan ve Filistin konularında mazlumun yanında olduğunu her zaman gösteren Türk halkı, 15 Temmuz gecesi de vatan için kurşunlara kendisini hedef etmesini bilmiş ve ülkenin kaderinde önemli bir rol üstlenmişti.

Türk halkının bu güzel özellikleri yanında zaafları da yok değil. Mesela alışkanlıkları en zalim efendileri olmuş halkımızın. Nefretini, kinini ve öfkesini dindirmek için Amerika bayrağını yakan bir kardeşimiz, mesela sigaraya geldiğinde beyaz bayrak açabiliyor. Yemeklerden sonra rahatlamak amacıyla damak tadı haline getirdiği kolasından taviz veremiyor. Daha temizliyor gerekçesi ile deterjanından vazgeçemiyor.

Kısaca cephede kazandığımız savaşı masada kaybediyoruz. Hem de ne pahasına.. Tamamen keyfiyat, tamamen zevkiyat uğruna….

Zaman zaman sosyal medya mecralarında İsrail ve ABD menşeli ürün ve markaların listesi yayınlanıyor. Çoğu deterjan, şampuan, kahve, çikolata ve dondurma. Bunlar basit gibi gözüküyor ama her ailenin önemli bütçe ayırarak temin ettiği ürünler.

Bu ürünlerin alınmaması telkin ve tavsiyelerine uymayan ya da keyfiyatından ödün verme direncini, bilincini ve duyarlılığını göstermekte yaya kalan bizler, az alışkanlıklarımızdan taviz versek birçok şey değişecek. Çünkü görünen o ki bir ülkeye yapılacak en önemli yaptırım ve verilecek ders ekonomik ambargodur.

Madalyonun başka bir yönü daha var ki bu da işadamlarımızı ve devletimizi ilgilendiriyor. Tamam, bu markaları almayalım dedik. Bu ürünlere ambargo uyguladık. Peki, bunların yerine koyacağımız o ürünleri kalitesiyle aratmayacak yerli ve milli bir ürünümüz var mı? Örneğin deterjan için önereceğiniz kalitesiyle tüketicide güven kazanmış bir marka var mı? Milli bir kolamız var mı mesela. Aynı tat ve lezzeti vermese de ayni ihtiyacı giderecek bir içeceğimiz var mı? Yaz aylarında her marketin önüne koyulan buzdolaplarında satılan durdurmaların milli olanı var mı?

Bu soruları uzatabiliriz belki ama görünen o ki bizim diyeceğimiz ve evimize gönül huzur ile sokacağımız deterjanımız, şampuanımız, dondurmamız, kolamız var mı? Bu soruya evet deme oranın ne kadar alt seviyelerde kaldığını tahmin etmek çok da zor değil.

Bu konularda devletin milli ve yerli otomobil üretme mantığıyla en çok tüketilen ihtiyaç maddelerinde de babayiğitler bularak markalar oluşturması gerekiyor. Bu mantıkla üretilecek ve kalitesiyle takdir kazanacak bir marka, yabancılarda az biraz pahalı olsa bile halk tarafından yüksek teveccüh göreceği ve önemli bir pazar payı yakalayacağından asla şüphemiz yok. Yeter ki kalitesiyle takdir toplayacak milli bir marka oluşturulsun. Gerisi milletin işi. Tıpkı 15 Temmuzdaki gibi…

YORUM EKLE